yaşlı

Yaşlanmayı geciktirmek elinizde
Her yaşın ayrı bir güzelliği olsa da yaşlanmayı kimse istemez. Yaşlanmayı geciktirmek ya da sağlıklı bir şekilde yaşlanabilmek elinizde
Günlük yaşantınızda dikkat edeceğiniz birkaç basit nokta ile sağlıklı ve genç görünmeyi sağlayabilirsiniz. Sağlıklı bir şekilde yaşlanmanın ilk adımına yaşam biçiminizi düzenlemekle başlayın.

İç Hastalıkları Uzmanı Profesör Dr. Birsel Kavaklı, yaşlanmanın hızı ve yoğunluğunun kişinin yaşını gözetmeden herkeste farklı geliştiğini belirterek, “Yaşlanma, insanın normal bedensel ve ruhsal işlevlerinin giderek azalması ve zarar görebilirliğinin artması olarak tanımlanır. Yaşlanmanın sonsuza dek önlenebilmesi tıbben mümkün değildir. Ancak kaliteli bir yaşam ile etkisini azaltmak ya da geciktirebilmek mümkündür.” diyor.
Genetik yatkınlık, kötü şehirleşme, sağlıksız konutlar, stres, sosyoekonomik yetersizlikler gibi kontrol edilemeyen faktörler ile sürekli karşı karşıyayız. Bu durumların kötü etkilerini yok etmek kimi zaman imkansız.
Bu durumda tek kurtuluş yolu ise bu etkenlerle başa çıkmanın yollarını öğrenmekten geçer. Elektromanyetik kirlilikten, zararlı çevre faktörlerinden korunmak, doğru beslenmek, yeterince su içmek ve egzersiz yapmak; stresle başa çıkmayı öğrenmek ve uyku düzeni sağlamak başlıca korunma yöntemleridir.
Yaşlanmayı artıran nedenler şöyle sıralanabilir

• Hücrelerin oksidatif stres denen vücutta oluşan serbest oksijen radikallerice hasara uğraması ve vücudun bunu koruyan anti-oksidan sisteminin yetersizliği
• Kromozomlarda bulunan DNA’nın hasar görmesi
• Genetik miras veya genlerdeki değişiklikler
• Hücrede bulunan mitokondrium isimli organın hasar görmesi
• Vücutta bunlunan yağların hasar görmesi
• Proteinlerin glikozillenmesi
• Hormonal bozukluklar
• Beslenme bozuklukları
• Hücrede otofaji denen hücreyi tamir eden mekanizmanın bozulması

BESLENMENİN ETKİSİ BÜYÜK

Beslenme düzeni ve tarzı yaşlanma üzerinde birincil ve çok önemli rol oynar. Kafein ve alkolden olabildiğince uzak durulmalı, su, yeşil çay, meyve çayları ve taze meyve suları tercih edilmeli.

Unutulmaması gereken bedenin yıpranmasını azaltıcı etkisi olduğuna inandığımız bazı eser elementlerin ve antioksidanların öncelikle gıdalardan (Günde en az 4-5 porsiyon taze sebze meyve) alınmaya çalışılması, yetersiz kalınan durumlardan bir uzman tarafından düzenlenen destek tedavilerine başvurulması gereğidir.

İlaç etkileşimleri veya cinsiyetlere göre ayrım gösterilmesi gereken durumlar söz konusu olabileceğinden hekiminiz tarafından tavsiye edildiği takdirde bir bölümü kombinasyon halde olan ürünler kullanılabilir. Doktor kontrolünde

• Alfa lipoik asit
• Vitamin C ve E
• Koenzim Q10, Selenyum,
• Kalsiyum, magnezyum, Çinko
• Karotenoid ve flavanoidler (meyve sebze ve baklagillerde bulunan doğal renk verici maddeler)
• Yeşil çay ve üzüm çekirdeği ekstresi
• DHEA ve glutatyon kullanılabilir.

SPOR VE EGZERSİZ ŞART

Sportif aktivite kas kütlesinin azalmasını engellemek, kemik yapıyı uyarmak ve kalp damar sağlığını korumak bazında en büyük önemi taşır. Dikkat edilmesi gereken egzersiz süresi ve yoğunluğudur.

Sağlıklı yaşamın son gelişmeleri ışığında egzersiz süresinin hiçbir zaman 60 dakika üzerinde olmaması, 30 dakikanın aerobik aktiviteye yönelik (koşu, bisiklet, kürek, cross trainer, step, dans) egzersizlerden oluşması, diğer 30 dk. bölümün karın ve bütün vücut adalelerinin çalışmasına yönelik hazırlanan bir ağırlık programı ile geçirilmesi gereğidir.

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazar: admin
Tarih: 7th Şubat 2011
Kategori: Sağlık ve Diyet
Yorum Sayısı: İlk Yorumu Siz Yapın!

saglikli-beslenme

Açken sinirli misiniz?
Kan şekeri normal düzeyin altına düştüğü zaman, enerji üreten hücreler yeterli glikoz bulamaz

Sürekli tatlı yeme ihtiyacı, açlık halinde konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, yemekten 3-4 saat sonra anormal acıkma ve tatlı isteği gibi şikayetler ‘Reaktif Hipoglisemi’ tehdidi altında olduğunuzun habercisi olabilir. Hatta fazla kilolarınızın sorumlusu da sürekli bir şeyler atıştırmanızdır zaten çoğu zaman. Bunun için insülin ve kan şekeri dengesine ait biraz detay bilgiye ihtiyacınız var.

İnsülin, pankreasın beta hücrelerinde üretilen ve kan şekerini düşürmeye yarayan bir hormondur. Yemekle almış olduğumuz karbonhidratlar, sindirim sistemi tarafından en küçük parçaları olan glukoza (şekere) parçalanır. Glukoz, hücrelerin en önemli enerji kaynağıdır. Sindirilerek kana karışan glukoz tarafından uyarılan pankreas, glukozun hücre içine (kas, karaciğer, yağ dokusu) girmesini sağlayan insülin adlı hormonu üretmeye başlar.

Sindirim sonrası insülin ve glukoz damarlarda dolaşmaya başlar. Hücre çeperinde bulunan insülin glukozun hücre içine girmesini sağlar. Bu şekilde glukoz enerji kaynağı olarak kullanılabilir hale gelir. Hücre içine giremediği durumda ise kanda yükselmesi kan şekerinde artış (hiperglisemi) olarak adlandırılır.

Kan şekerinde düşme ise bunun tam tersidir. Hipoglisemi, yemek yedikten 2-5 saat sonra kan şekerinin düşmesi ile kendini gösterir. İki öğün arasında kan şekeri 60- 110 mg/dl’de sabit kalır. Kan şekeri düzeyinin 40 mg/dl’nin altına düşmesi hipoglisemi için bir uyarıdır. Kan şekeri normal düzeyin altına düştüğü zaman, enerji üreten hücreler için hemen yeterli miktarda glikoz bulunmaz. Bu durum terleme, hızlı kalp atışı ve açlık hissi gibi çeşitli durumlara yol açar. Nadiren bazı insanlarda, reaktif hipoglisemi ortaya çıkar.

Miktarca çok yoğun bir öğün tükettikten sonra, bu duruma tepki olarak vücudumuz çok fazla insülin salgılar. Bunun sonucu olarak kan şekeri normalin altına düşer. Bazı otoritelere göre bu durum diyabetin erken belirtisidir. Amaç her ne nedenle olursa olsun kan şekerimizi dengede tutmak olmalıdır. Bu durum mutlaka endokrinoloji uzmanı bir hekime başvurmayı gerektirir.

Beslenme yönünden dikkat edilmesi gerekenlerse şöyle özetlenebilir

1.Ara öğünlerin düzenli tüketilmesi: Ana ve ara öğünler arası en fazla üç saat olmalıdır. Aksi takdirde, uzun süren açlık durumlarında kan şekeri düşer.

2. Basit karbonhidrattan komplekse: Basit karbonhidratlar kan şekerinin daha çabuk yükselip, çok ani düşmesine neden olacaktır. En iyi seçim; kompleks karbonhidratlardır. Kompleks karbonhidratlara en iyi örnek, bulgur, tam buğday ekmeği ve kuru baklagillerdir.

3. Posa: Posa, mide boşalmasını geciktirerek, daha uzun süre tok kalmamızı ve şekerin kana daha uzun sürede geçmesini sağlar. Kan şekerinin ani pikler yapmasını engelleyerek uzun süre aynı seviyede tutar.

4. Glisemik İndeks: Glisemik indeks (Gİ), besinlerin kan şekerini yükseltebilme değerini gösterir. Glisemik indeksi düşük besinlerin tüketilmesi bir yaşam tarzı haline getirilmelidir. Böylece kan şekeri düzeni sağlanabilmiş olur. Sağlığınız için dengeli ve düzenli beslenmeye çalışırken, glisemik indeksi düşük ve orta seviyedeki besinleri seçmeniz iyi olacaktır.

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazar: admin
Tarih: 7th Şubat 2011
Kategori: Sağlık ve Diyet
Yorum Sayısı: İlk Yorumu Siz Yapın!

Beslenme

Sağlıklı beslenmede 5 etkili yöntem
Kilo vermeye başlamak ve yeni bir beslenme modeli oluşturmak için bu basit yöntemleri denemenizde fayda var

Büyük değişimlerden önce küçük adımlar atmak işinizi kolaylaştırabilir Aslında haksız değilsiniz çünkü değişim çoğu zaman bildiğimiz alandan uzaklaşmak ve bilinmeze doğru hareket etmek anlamına gelir. Küçük değişimlerle işe başlamak daha cesaret verici olabilir. Küçük hedefler için belirli süreler koyabilirsiniz kendinize. Her bir değişim için bir hafta veya bir ay gibi. Şimdi size kolayca başlayabileceğinizi düşündüğüm özellikle de stresli zamanlarda işinize yarayacak beş pratik öneri vereceğim.

1- Yemeklerinize ve salataya narenciye meyvelerinden ekleyebilirsiniz

Portakal, greyfurt, limon, ıhlamur ve kivi çok iyi seçimlerdir. Bu meyveler C vitamini bakımından zengindir. Araştırmalar C vitamininin kolesterol ve tansiyonu düşürdüğünü, stresli durumlarda diğer fizyolojik reaksiyonlara yardım ettiğini göstermiştir. Aşırı yağlı, şekerli veya mayonezli salata sosları yerine narenciye kullanabilirsiniz.

2- Tam tahıllı karbonhidratlara yönelin

Tüm karbonhidratlar geçici olarak beyin kimyasallarından serotonin seviyesini yükseltir ve kendimizi iyi hissettirir. Ancak bizi rahatlatan ve konforlu hissettiren tüm karbonhidratların uzun vadede sağlığımızı da rahatlatacağını söyleyemeyiz. Patates cipsi bir karbonhidrattır ama yağı da yüksektir. Kurabiye karbonhidrattır ama içindeki yağ ve şeker sebebiyle fazla miktarda yenmesini önermeyiz. Bu seçimlerinizin sıklığını azaltıp yerine tam tahıllı karbonhidratlar koyabilirsiniz.

3- Bir fincan çay demleyin

Yeşil, siyah ve beyaz çay aynı bitkinin farklı fermantasyonu sonucu soframıza gelir. Şekersiz içildiklerinde kilo kontrolüne yardımcı olurlar. Acıktığınızda sıcak bir çay içmek, yanına kuru meyve eklemek tokluk hissi yaratacaktır. Çay seçimlerinde ıhlamur, melisa ve adaçayını da ihmal etmeyin.

4- Koyu yeşil yapraklı sebzeleri seçin
Brokoli, kara lahana, brüksek lahanası, ıspanak B vitamini ve antioksidan bakımından zengin. Araştırmalar gösteriyor ki, B grubu vitaminleri düşük seviyelerde olan insanlar, normal seviyelerde olanlara nazaran depresif özellikler göstermeye daha meyilli oluyor. İçerdikleri lifler sebebiyle bağırsak hareketlerine yardımcı olan bu sebzeler, kolesterolü yüksek olanlarında daha sık tercih etmeleri gereken grupta. Bu sebzelerin sıcak veya zeytinyağlı yemeğini yapmak, buharda pişirip salatanıza eklemek, tam buğday unu ve az yağla fırında mücver pişirmek seçenekler arasında.

5- Yağlı tohumlarla ara öğün
Fındık, badem ve ceviz içerdikleri yağlar nedeniyle kalp-damar sağlığına faydalıdır. Aynı zamanda yağlı olmaları midede uzun süre kalıp tokluk hissini uzatmaları avantajını da sağlar. Omega-3 kaynağı ceviz, proteini yüksek fındık ve magnezyum bakımından zengin bademi mutlaka günlük beslenmenizde bulundurun. Ancak miktarlara dikkat! Her gün 3 ceviz veya 10 badem ya da 10 fındık limitlerinde kalmaya çalışın çünkü bu miktarlar 1 tatlı kaşığı yağla aynı kaloriye sahiptir.

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazar: admin
Tarih: 30th Ocak 2011
Kategori: Sağlık ve Diyet
Yorum Sayısı: İlk Yorumu Siz Yapın!


Page 3 of 37«12345»102030...Last »