faydali-besin

Kansızlığa karşı bire bir
Türkiye’de demir yetersizliği anemisi görülme sıklığı giderek artıyor. İşte demir kaynağı besinler

Kansızlık özellikle çocuklarda, gebe ve emzikli kadınlarda sıklıkla ortaya çıkıyor. Kansızlık tedavisinde doğru seçilmiş bir beslenme modelinin de önemi büyük. Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, demir eksikliğine . bağlı kansızlık tedavisinde tüketilmesi gereken besinler hakkında bilgi verdi.

Demir kaynağı besinler!

• Karaciğer, kırmızı et, tavuk ve balık eti

• Yumurta

• Üzüm ve pekmez

• Kuru baklagiller

• Kuru kayısı, kuru üzüm, kuru dut gibi kuru meyveler

• Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı)

• Fındık, fıstık ve susam

Baklagilleri etle pişirin

• Her öğünde bol limonlu yeşillikler ve bu yeşilliklerden oluşan karışık bir salata, demir emilimi artırmaktadır.

• Yumurta tüketilirken yanına taze sıkılmış portakal veya greyfurt suyu tercih edilmesi, yumurtadaki demirin daha fazla emilmesini sağlamaktadır.

• Yumurta haşlama yerine kimi zaman menemen gibi pişirilip; yeşil, kırmızıbiber, domates ve soğanla C vitamini kazandırıldığında, demirin alımını artırılır.

• Ispanak yanına yoğurt ile tüketildiğinde demir emilimi azalmaktadır. Ispanağın yumurta ile pişirilmesi ise biyoyararlılığını artırır.

• Kurubaklagil ve tahıllı yemekler; yanında mutlaka bol maydanozlu, marullu, domates ve limonlu salata ile tüketildiğinde, tahıl ve baklagillerin içindeki demir daha fazla emilir. Ayrıca bu besinler kıyma, parça et ya da tavukla pişirildiğinde demir alımı artmaktadır.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazar: admin
Tarih: 7th Şubat 2011
Kategori: Sağlık ve Diyet
Yorum Sayısı: İlk Yorumu Siz Yapın!



kivi_2

Günde bir kivi şifa veriyor
C, E, B2 ve A vitaminleri ile bakır ve fosfor yönünden zengin olan kivi kanser oluşumunu ve kabızlığı önlüyor

Türkiye Diyetisyenler Derneğinin (TDD) Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Diyetisyen Selahattin Dönmez, kivinin, zengin besin değeri, farklı lezzeti, vitamin, mineral, antioksidan, fitokimyasal ve lif içeriğiyle eşsiz bir meyve olduğunu söyledi.

Yapılan araştırmalarla kivinin sahip olduğu antimutajenik (mutasyon önleyici) bileşiklerin kanser oluşumu ile kabızlığı önlediği, kanı sulandırarak kalp ve damar hastalıklarına iyi geldiğinin bilimsel olarak saptandığını belirten Dönmez, “Kivi dünyada yoğun olarak tüketilen 26 meyve içerisinde besin maddesi yönünden en zenginidir.

Kivinin 100 gramında ortalama 100-400 miligram C vitamini bulunuyor. Magnezyum içeriği bakımından da en zengin, yüksek potasyum miktarı ve düşük sodyum ile yine meyveler içerisinde ön sıralarda yer alıyor” dedi.

SOLUNUMLA İLGİLİ ŞİKAYETLERİ AZALTIYOR
Dönmez, kivinin karotenoidler (yosunlar, bazı mantarlar ve bitkilerde bulunan pigment), fenolik bileşikler ve antioksidan yönünden de oldukça zengin ve önemli meyve olduğunu belirterek, “C vitamini deposu kivinin düzenli tüketilmesi halinde özellikle kış aylarında görülen solunumla ilgili şikayetlerin azaldığı yönünde bilimsel veriler bulunmaktadır” diye konuştu.

İtalya’da 18 bin çocuk üzerinde yapılan bir araştırmada C vitamini içeriği yüksek meyve tüketen bireylerin yüzde 44′ünde solunumla ilgili sorunla karşılaşma riskinin azaldığının belirlendiğine dikkati çeken dönmez, şöyle devam etti: “Zaten eskiden beri astım hastalarında nefes açıcı ve öksürük kesici olarak kullanıldığı bilinmektedir. Yapılan başka bir araştırmada olgunlaşmış kivi meyvesinde proteinlerin yapı taşı olan amino asitlerden 15 tanesi belirlenmiş, özellikle arginin, glutamin, asparagin amino asitleri daha yoğun olarak saptanmıştır.

Arginin aminoasidinin kanı sulandırdığı, erkeklerde iktidarsızlığa iyi geldiği, glutaminin beyin ve merkezi sinir sisteminde yoğun olarak bulunduğu belirtilmektedir. Son yıllarda kivi tohumlarından elde edilen ekstraktlar sağlıklı beslenme amacıyla da kullanılıyor. Kivi kanseri başlatan genlerde mutasyonu önlemede etkili olan antimutajenik bileşikler içeriyor. Özellikle lutein aminoasidinin prostat, akciğer ve kolon kanserine iyi geldiği bildiriliniyor.”

DEPRESYONU ÖNLÜYOR
Dönmez, İskoçya’da Rowett Araştırma Enstitüsünde gönüllü bireylerle yapılan bir çalışmada, 3 haftalık kivi tüketimi sonucunda yapılan tahlillerde, kan plazmasında C vitamini içeriğinin arttığı, lenfositlerde DNA zararının belirgin bir şekilde azaldığının saptandığını vurgulayarak, “Sonuçta kivinin antikanserojen özelliği ile vücudu koruma bakımından önemli olduğu bildirilmiştir. Kivinin, yan etki göstermeksizin kanı sulandırarak,kalp krizini de önlediği yapılan bilimsel araştırmalarla saptanmıştır” dedi.

Selahattin Dönmez, kivinin ayrıca, kolesterol düşürücü, kabızlık giderici, depresyon önleyici, stres azaltıcı, vücut şekerini düzenleyici, trigliserit düşürücü, görme gücünü iyileştirici, bağışıklık sistemini kuvvetlendirici, çocuklarda kemik ve beyin gelişimini arttırıcı özellikleri bulunduğunu vurguladı.

Kivinin kilo koruma ve form tutmada da etkili olduğunu belirten Dönmez, “Kivi, ülkemizde son yıllarda yoğun olarak üretilen ve besin içeriği bakımından oldukça zengin bir meyvedir. Zinde, formda ve hastalıklardan uzak bir yaşam için herkese gün bir kivi yemeyi tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazar: admin
Tarih: 7th Şubat 2011
Kategori: Sağlık ve Diyet
Yorum Sayısı: İlk Yorumu Siz Yapın!



kizilcik

Gerçek C vitamini deposu
Uzmanlar, kızılcıktaki c vitaminin portakalın iki katı olduğunu söyledi

Kırklareli Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Gıda Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadık Uçar, yaptığı açıklamada, kızılcıktaki c vitaminin portakalın iki katı olduğunu söyledi.

Kızılcığın antioksidan içeriğinin portakala oranla daha yüksek olduğunu anlatan Uçar, “Kızılcığın ortalama C vitamini 100-120 miligram civarında. Portakalda ise ortalama 50-60 miligram civarında. Kızılcığın C vitamini oldukça yüksek. Antioksidan özelliği de C vitamininden kaynaklanıyor” dedi.

İLAÇLAR DA ONDAN YAPILIYOR
Kızılcığın vücut direncini artırarak, vücuttaki iltihaplanmayı önleyen, alerjileri azaltan, kan damarlarını güçlendirme özelliğine sahip olduğuna işaret eden Uçar, şöyle devam etti: “Kızılcık ateşli hastalıklarda ve menopozdaki ateş basmalarında rahatlatıcı bir özelliği var. Beynimizdeki epifiz bezi, hava karardıktan sonra melatonin adı verilen bir hormon salgılar. Yaşam ritmimizi ve uykumuzu bu hormona borçluyuz.

Birçok bilim insanı melatonini en önemli antioksidan olarak tanımlarlar. Melatonin takviyesi günümüzdeki temel anti aging tedavilerinden birisi olmuştur. Bu hormonun doktor kontrolünde kullanımı, bağışıklık sistemini ve yaşam kalitesini etkili bir şekilde yükseltir.

Melatonin ilaçlarının birçoğu kızılcıktan yapılır. Uyku sorunu yaşayanlara gece yatmadan önce bir bardak kızılcık suyu içmelerini tavsiye ederim. Kızılcık kabuğu aynı zamanda ateş düşürücü ve güçlü bir ishal kesicidir.”

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazar: admin
Tarih: 7th Şubat 2011
Kategori: Sağlık ve Diyet
Yorum Sayısı: İlk Yorumu Siz Yapın!


Page 2 of 37«12345»102030...Last »